BASINDAN

Fazla kilolardan kurtuluş savaşı!

Beslenme Alışkanlığı

Serap Bengi Şencan

Merhaba sevgili okuyucular;

Konuya başlamadan önce ben kimim ondan bahsetmek istiyorum. Ben bir beslenme danışmanıyım. Ulusal ve uluslar arası birçok eğitimlerle beslenme konusunda uzmanlaşmış bir kişiyim. Profesörler, bilim adamları ki aralarında Nobel tıp ödülü ve Nobel buluş ödülü almış kişilerden beslenme konusunda özel eğitimler aldım.

Sizin faydalanmanız için yazdığım bu yazıyı kendi düşüncelerimden çok almış olduğum eğitimlerde ki bilgileri paylaşacağım.

Hep göz ardı ettiğimiz bir gerçek var; yanlış besleniyoruz, hızlı besleniyoruz, yetersiz besleniyoruz... Bunlardan dolayı da kilo problemleriyle, cilt problemleriyle uğraşıyoruz. Buna mecbur muyuz? Hayır. Peki yaradan ın yarattığı bu mucize bedene yapmış olduğumuz bu tahribata hakkımız var mı?
Tabiî ki hayır.

Sahip olduğumuz mucizevî metabolizma o kadar güzel çalışıyor ki, düzeni ve sistemi o kadar harika yaratılmış ki ben bunu bu eğitimler sayesinde öğrendim. Biz vücudumuza günlük almamız gereken vitamin, mineral, karbonhidrat, su,(bitkisel) protein... Gibi elementleri aldığımız takdirde doğru ve sağlıklı beslenmiş oluyoruz. Bu sayede metabolizma vücudun eksik olan elementlerini alıyor, fazla olan yağ ve toksin gibi maddelerinden kurtuluyor.

Bunu yaratılmış olan bu düzen yapıyor ve biz bunun farkında bile değiliz. Eminim ki farkında lığımız yüksek olsaydı bu konuda; öğün saatlerinde beslenme yerine karnımızı şişirmeyi tercih etmezdik.

Maalesef ki biz kahvaltı yapmayı unuttuk, öğlen olduğunda ise koşa koşa fastfood'lar, kalorisi yüksek olan yağlı yiyecekler, kebaplar, kızartmalar bunların zararlı yiyeceklerin yanında ayran veya su yerine asitli içecekleri tercih ediyoruz. Öğün arası abur cubur atıştırmaları ve öğün atlamaları yapılan hataların en büyüğüdür.

Su içmek gibi bir alışkanlık yok. Ne olacak ki kahve ve çay içiyoruz gün boyu, ben su ihtiyacımı bu sıvılardan karşılıyorum diyenleri o kadar çok duyuyorum ki...

Bu noktada size şu örneği sunacağım. Halıyı yıkarken deterjanı döktünüz ve fırçaladınız. Şimdi kahve veya çay dökünce mi halı temizlenir yoksa bol suyla mı temizlenir? İşte vücudumuzda ki toksinlerde aynı halı örneğindeki gibi bol su içerek dışarı atılımı sağlanır ve bağırsaklar suyla temizlenir. Su yerine kafein ve asit içeren içecekleri içmek aslında doğru değilmiş değil mi?

Bunlar yanlış beslenme ve yetersiz beslenmeyi doğuruyor. Buna bağlı olarak da birçok problemle karşılaşıyoruz.

Bunlar obezite, kiloluluk, zayıflık, enerji yetersizliği, halsizlik ve çabuk yorulma, kalp ve damar rahatsızlıkları, tansiyon, şeker, kolesterol... gibi problemlerdir.

Tabiî ki dış görüntü olarak basen, kalça, göbek, gıdık, gerdan gibi şekilsizlik ortaya çıkıyor. Bu da bedenimizin bilgisayar gibi çalışmasından kaynaklıdır.

Bilgisayarda yazı yazdınız bunu yazıcıdan almak istediğinizde farklı bir yazı mı çıkar yoksa sizin yazdığınız mı çıkar? Tabiî ki siz ne yazdıysanız onun çıktısını alabilirsiniz. İşte bedenimizde aynen öyle siz ne yerseniz bedeninizin dış görüntüsü yazıcı gibi yediğinizi yansıtır.

Pastalar, börekler, hamur işleri olduğu gibi bayanlarda basen ve kalça olarak, erkeklerde de göbek olarak görebilirsiniz. Kızartmalar, kuruyemişler, asitli içeceklerde çok güzel bir şekilde yağlı cilt, sivilce ve akne olarak ortaya çıkar.

İnsanlara bakınca beslenme şekilleri hakkında üç aşağı beş yukarı bilgi edinebilirsiniz. Ama şöyle gerçekten sağlıklı ve doğru beslenen, bedeninin ihtiyacı olan elementlerin tamamını aldıysa kişi o gözler öyle güzel canlı canlı ışıldar ki. Ölü balık gibi bakmayalım ne olur.

Size gerçek istatistiklerden bahsedeyim biraz.

4 yılda Türkiye'de ki obez oranı yüzde 13,6 oranında artmıştır.
Los Angeles California'da bulunan UCLA Ünv.'de bulunan özel laboratuarda insan beslenmesi konusunda araştırmalarını sürdüren Prof. Dr. Mario Rosenberg "Araştırmalar sonucu Türk insanının yüzde 30'unun aşırı kilolu olduğunu gösterse de, beş yıl aradan sonra ikinci kez geldiğim Türkiye'de bu oranın çok daha fazla olduğunu gördüm" diyor.

Uluslar arası Obezite ile Mücadele Kuruluşu (IOTF) dünyada 1,7 milyar insanın kilo vermesi gerektiğini açıkladı.
Fazla kilolu insanların 312 milyonunun obez olduğuna dikkat çeken kuruluş, bu kişilerin normal kilolarından en az 15 kg fazlası bulunduğunu belirtti.

Çocukluklarından beri şişman olanların 5-10 yıl daha erken hayata veda ettiklerine dikkat çektiler.

Yeni doğan 10 bebekten 4'ünde selüloit problemi var.
Türkiye'de 3 insandan biri kilo problemli ( en az 5 - 10 kilo.)

Bu gerçekleri nasıl buldunuz? Artık önlem almanın zamanı geldi değil mi?

İşte her şey sizinle başlar. Sakın karamsar olmayın, hiç bir şey çözümsüz değildir. Yeter ki kilo kontrolünde kararlı ve istekli olun. Siz isterseniz başaramayacağınız hiç bir şey yok. Yeter ki ben varım deyin.

Eğer siz isterseniz, size kilo kontrolünde ve cilt beslenmesinde ücretsiz danışmanlık yaparak sonuç almanızı sağlayacak eğitimli, işin uzmanı beslenme danışmanları var. Bu kişilerden biri benim.
Ben gönlümü, hayatımı bu işe adadım. İnsanlara yardımcı olarak onlara sonuç aldırmak ve bunu da danışmanlık ücreti talep etmeden yapmak kadar hayırlı bir iş yok. İnsanların mutluluğu için çalışıyoruz.
24 saat, gecesiyle gündüzüyle, kışıyla, yazıyla, yıl boyunca her an taşıdığınız fazlalıkları çıkartıp bir kenara bıraktığınızı düşünün. Ne kadar hafiflediniz değil mi?

Ben bunu yaşadım 15 kilomdan kurtulunca yerimde duramıyordum, hep yürümek, koşmak, hareket halinde olmak istiyordum. İlk aylarda bunu hissediyorsunuz. Sabah uyanışınız bile değişiyor. Saatten önce gözlerinizi açıyorsunuz. Yeni kilona alışıncaya kadar bu böyle devam ediyor.

Ben şunu biliyordum; Sayın Mümin Sekman'ın dediği " Hayatta ya tozu dumana katacaksın yada tozu dumanı yutacaksın." Ve biliyordum ki "Her şey benimle başlıyordu."

Unutmayın kararlılık her şeydir. Ben bunu yaptım kararlı ve kendimden emin oldum. Sizden bir ricam var.

Artık bu obez olma gidişatına hep beraber dur demeye çağırıyorum sizi. Ülke olarak, millet olarak buradan dünyanın en büyük virüsüne, sinsi olan içten içe insanları yiyip bitiren bu yanlış ve dengesiz beslenmeye dur diyelim.

Bilemiyorum benim buradan bu seslenişim ne derece sonuç verecek ama şunu biliyorum ki ben bu konuda kendimi sorumlu hissediyorum. Sizlerin desteğini bekliyorum.

Obeziteye giden yoldan gitmeyelim.

Yüreğiniz ve beyniniz güzel olan her şeye açık olsun.

Sevgiyle kalın...

Medya: http://www.kahvemolasi.com/
Tarih: 26.11.2006