BASINDAN

Özcan Deniz fanları için yazdığı bir yazıda HŞSB'den alıntı yaptı.

Özcan Deniz resmi web sitesinde ziyaretçileri için belli aralıklarla yazılar yazıyor. Bir yazısında Her Şey Seninle Başlar'dan alıntı yaptı...

İşte o yazı.

Selam Arkadaşlar,

Bu yazımı sizlere, yaklaşık elli derece hissedilen sıcaklıkta ve muhteşem bir deniz manzarası eşliğinde (kıskandırmak gibi olmasın ) Antalya' dan yazıyorum. Ben denizi çok seviyorum ve suyun olmadığı bir şehirde hayatımın sonuna dek yaşayabileceğimi sanmıyorum.

Soyadımın neden Deniz olduğunuda da anlamış değilim. Çünkü soyadı kanununun çıktığı tarihlerde dedelerim Kars, Ağrı ve Erzurum' da, yani denize yüzlerce kilometre uzaklarda ki şehirlerde yaşıyorlarmış. Hepimizin bildiği gibi o tarihlerde soyadları, kişilerin yaptıkları meslek ya da lakaplarına göre alınıyormuş. O zamanlarda uçak, otobüs gibi vasıtalarla yolculukların yapılmadığını düşünürsek, hayatında hiç deniz görmemiş dedem neden Deniz soyadını almış anlamış değilim.

Ailemdeki büyüklere " soyadımız neden Deniz? " diye sorduğum zaman, onlarda hiç beklemedikleri bu soru karşısında ne cevap vereceklerini şaşırıyorlar. Çünkü onlar da nedenini bilmiyorlar. Neyse kesin matrak bir öyküsü vardır ve ben bunu öğrenip sizlerle paylaşacağım.

BU ÜLKE BİZİM...

Başka bir konu da, ülkemizin kıyılarının eşsiz güzelliği.Geçen gün bir arkadaşımla Kekova' nın Kale Köyün de, adalara bakan muhteşem manzaralı bir yerde otururken,(vallahi niyetim kıskandırmak değil ) aklımıza neden bütün dünyanın ülkemizde gözü olduğu sorusu geldi. Cevap karşımızda tüm güzelliği ile duruyordu. Bir ülkenin en büyük gücü doğal kaynakları ve eşsiz doğasıdır.

Ülkemiz de, gerçekten dünyada eşine az rastlanır doğal güzelliklere ve kaynaklara sahip. Sonra, bunların kıymetini biliyormuyuz diye birbirimize sorduk. Tabiki cevabımız hayırdı.

Bu harika kıyılarda, denize kadar inen beton ve estetikten yoksun binalar, denizlere, akarsulara, göllere atık bırakan fabrikalar, cennet gibi yerlerde, denizin hemen dibine kurulan pavyonlar(BAR DEĞİL RESMEN PAVYON) ve buralardan gelen iğrenç zevksiz avaz avaz müzikler, bu müzikleri en sıcak saatlerde alkol alarak dinleyenler, sevinçlerini ve çoşkularını havaya silah sıkarak dile getiren isimlendiremediğim insanlar, donla denize girenler, turistlere tecavüz edenler, tabiatta var olup önümüze nimet gibi sunulan doğadan faydalanamayıp,(zeytin ve keçiboynuzu gibi) onları işleyemeyip, daha sonra da yurt dışından ihraç eden tembeller, daha hangi birini sayayım ki... Bütün dünyanın gözü ülkemizde çünkü gerek konum, gerek doğa ve gerek doğal kaynaklar nedeni ile dünyanın en özel ve güzel ülkesi.

Şu an Orta Doğu' da dönen oyunların bir ucu çok yakında Türkiye' ye de dayanacak, işte o noktada hala biz böyle siesta halinde olursak eyvahki ne eyvah...

YILMAZ ERDOĞANIN BARIŞ MEKTUBU...

BEN DE YALVARIYORUM, BİRİ BU EZBERİ BOZSUN...

Pazartesi günü Yılmaz Erdoğan' ın Hürriyet gazetesine yolladığı bir mektup yayınlandı. Mektubun bir yerinde " sebebini unuttum kavganın " diyordu. Evet gerçekten bu acımasızca yaşanılan acıların sebebini kim biliyordu ve artık bir önemi varmıydı?

Sizlere Mümin SEKMAN' ın Her Şey Seninle Başlar adlı kitabından bir bölüm aktarıyorum. Lütfen dikkatle okuyun...

Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya bir merdiven kurarlar. Kafesin tepesine de iple muzları asarlar. Herhangi bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, dışardan üzerine soğuk su sıkarlar. Sadece merdivenleri çıkmaya çalışan maymun değil, diğerleri de bu soğuk sudan nasibini alır.

Bütün maymunlar bu denemelerin sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara doğru hareketlenen maymun diğerleri tarafından engellenmeye başlanır.

Sonra maymunlardan biri dışarıya alınıp, yerine yeni bir maymun ( adı "A" olsun ) konulur. A' nın ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler!

Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla ( adı "B" olsun ) değiştirilir. B de merdivene yaptığı ilk atakta dayak yer. Bu ikinci maymunu ( B ) en şiddetli ve istekli döven sonradan kafese giren ilk yeni maymun A' dır!!!

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir.En yeni gelen maymun ( adı "C" olsun ) da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan ikisinin, ( sonradan gelen A ve B ) en yeni gelen maymunu ( C ) niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur! Yinede şiddetle onu döverler.

Son olarak en başta ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle ( D ve E ) değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır. Neden mi? Çünkü burada işler böyle gelmiştir ve böyle gitmelidir.

Bu olay size çok iyi tanıdığınız bir ülkeyi, şirketi ya da aileyi hatırlattı mı?

Tipik bir " öğretilmiş çaresizlik " durumu ile karşı karşıyayız. Maymunlar çaresizliği öğrendi ve kendisinden sonra gelenlere zorla " öğrettiler ".

Maymunlar " birlik ve beraberlik içinde başarısız olmanın " iki kutsal şartını yerine getirdiler: DÜŞÜNDÜKLERİNİ BİRBİRLERİNE YAPTIRMADILAR VE YAPTIKLARI ÜZERİNE DÜŞÜNMEDİLER!...

Bu ezber düşmanlıktan vazgeçelim. Ölen çocukların, yüreği dağlanan annelerin üzerine kurulan özgürlüklerin, çökmeye mahkum olduğunu artık insanoğlu anlasın lütfen...

ÖZCAN DENİZ.

Medya: www.diziler.com
Tarih: 24.11.2006